26 Mart 2013 - 10:19

İzzet sahibi Allah’ın adıyle... Her bahar yeni bir dirilişin, yeni bir uyanışın habercisidir. Selam olsun dirilişe! Selam olsun uyanışa! Selam olsun BAHAR’a.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Dünyadaki halkların uyanışı ve başta Ortadoğu olmak üzere müslüman ülkelerde İslami uyanış belli ki bazılarını derinden rahatsız etmiş gibi görünüyor.

Telaş içinde ardı ardına gelişmeler birbirini izliyor; 30 yıllık terör örgütü, binlerce yıllık Türk devletini masaya oturtuyor, Akp hükümetinin başarısı olarak lanse edilen bu barış görüşmeleri kalben şehid ailelerini rahatsız etse de medya aracılığıyla zahirde memnun görünmeleri süsü veriliyor.

Terörle hedefe ulaşılır mı? Hep tartışıldı, konuşuldu, yazıldı, çizildi. Terör nedir? Terörün hedefi nedir, kaynağı nedir gibi asıl meselelere hiç inilmedi.

Ama netice olarak demek ki terörle hedefe ulaşılıyormuş, en güçlü devletler dahi terör örgütüyle masaya oturabiliyormuş, anlaşma yapabiliyormuş. Teröristlere karşı taviz verebiliyormuş, hem de çok ucuz edebiyatla;” başka anneler ağlamasın, artık kan akmasın, savaş olmasın, kimsenin burnu kanamasın”.

Madem terörle bir yere varılmayacağı düşünülüyorsa- ki bizce de öyledir- öyleyse Suriye’de neden terör eylemleriyle netice alınmak isteniyor? Neden teröristlere destek veriliyor? Neden Suriyeli annelerin gözyaşı  düşünülmüyor? Neden çocukların yetim kalması dikkate alınmıyor? Neden Suriyeli müslümanların canı, kanı, malı düşünülmüyor?

Gelişen diğer bir olay ise irtibatsız gibi görünen ama tamamen iç içe olan teröristlerle masaya oturmak ile Siyonistlerin Türkiye’den özür dilemesi olayı.

“One minute” ile başlayan kahramanlık senaryoları, ardı arkası kesilmeyen hamasi açıklamalar hiç de zannedildiği gibi gerçekleri yansıtmıyordu. O günden bugüne kadar Siyonist rejimle ekonomik, askeri, ziraat alanında işbirliği ve antlaşmalar tarihinin en yüksek seviyesine çıktı. Halkın havasını almak için de sipob ayarı yapıldı; içi boş sloganlarla halk susturuldu, Arap dünyasında kahraman ilan edildi sayın başbakan.

 “One minute” olayında da söylediğimiz gibi hayali/suni kahraman yaratılıyor; küresel ekonimik gücünüz yoksa, askeri alanda caydırıcı silahlarınız yoksa, bilimsel alanda sözsahibi değilseniz bütün bunlara rağmen kahraman yapılıyorsanız bunun altında bir bit yeniği vardır. Üç yıllık zahirde inişli çıkışlı gibi görünen İsrail- Türkiye ilişkilerinde gizlilik dönemi bitiyor; halkları değil rejimleri müttefik bu iki  ülke dostluklarını en güzel bir şekilde devam ettirecekler.

Siyonist rejimin özürünün arkasındaki gerçekler:

Her iki ülke de ilişkileri eskiden olduğu gibi aşikara yapmanın peşindeydi, küçük bir bahaneyle tekrar dostluk mesajları verme niyetindeydi.

Haaretz gazetesi, özürle ilgili analizinde Türkiye’nin özür için ortam hazırladığını ve Netanyahu’nun da özür dilediğini belirtiyor. Siyonist gazete, ne kadar gerçeklik payı var bilinmiyor ama şöyle kaydediyor: “Türkiye başbakanı Erdoğan’ın birkaç hafta önce Siyonistleri faşistlikle suçlamasından geri adım atıp önceki tutumunu değiştirmesiyle gerçekte Netanyahu’nun özrüne zemin oluşturuldu.”

Haaretz gazetesi, Netanyahu telefon görüşmesinde, Erdoğan’ın Danimarka’da bir gazeteyle yaptığı röportajda, İsrail hakkında dediği ırkcı/faşist söyleminden geri adım attığından dolayı teşekkür ettiğini bildiriyor. Erdoğan da Netanyahu’ya o sözlerinden maksadının İsrail rejiminin Gazze tutumundan dolayı olduğunu ve bunun yanlış aktarıldığını söylemiş.

İsrail Genelkurmay Başkanı'nın Türkiye ziyaretinde, “bilindiği üzere Türkiye'yle İsrail arasında özellikle askeri alanda ilişkiler ve işbirliği gittikçe güçlenmektedir” sözlerinin ardından, şimdi de şöyle diyor: “ İsrail ile Türkiye’nin bu konuda ortak görüşe varmaları, Mavi Marmara gemisi olayında haklarında suç duyurusu yapılan askerler için hukuki işlemin başlatılması ortadan kalmış olacaktır.”

Hatılanacağı gibi Erdoğan, İsrail ile ilşkilerin düzelmesi için; özür dilemek, tazminat,  askerler hakkında hukuki işlemin başlatılması ve Gazze ablukasının kaldırılması gibi şartları öne sürmüştü. Öyle anlaşılıyor ki sayın Başbakan İsrail’in özür dilemesi için ortamı hazırlamış, Siyonist rejim başbakanı da özür dileyince hemen balıklama atlamış, “Türkiye halkı adına kabul ediyorum” deyip sevincini ortaya koymuştur.

Siyonistlerin özürünün diğer bir sebebi olarak bu sadık müttefikini Ortadoğu’daki buhranda yanında görmek istemesi olarak belirtiliyor. Siyonistler ile PKK konusunda da anlaşmaya varıldığı ve bundan dolayı Öcalan’ın da Nevruz bayramında barış mesajının ardından Netanyahu’nun özrünün gelmesi, Siyonistlerin Türkiye’ye ne kadar muhtaç olduğunun nişanesi olarak algılanıyor.

Netanyahu’nun özür dilemesinin diğer bir sebebi de, Suriye olayları gösteriliyor. Siyonist rejimin Ortadoğu’da etrafındaki eski dost kalelerini teker teker kaybetmesi ve gittikce yalnızlaşması, böylece Türkiye ile dostluklarını pekiştirmesi ve gereksiz yere gerginlik yaşanmaması gerektiği sonucuna vardığı gözlemleniyor. Suriye krizini ancak teröristlere kucak açan Türkiye ile çözebileceği hesaplarını yapıyor.

Diğer bir sebep ise Siyonist hedeflerine ulaşmak için Türkiye”ye olan ihtiyacı olarak gösteriliyor. Müslüman halkların uyanışının, Siyonist hayalleri suya düşürdüğü bu dönemde, Türkiye’nin bu İslami uyanışı tersine çevirebilecek, müslüman halkları liberal İslam’a yönlendirebilecek tek ülke olduğu, dolayısıyla geç olmadan Türkiye ile yıkılmış gibi görünen köprülerin tekar atılmasına sevketmiştir.

Üç yıllık zahirde inişli çıkışlı gibi görünen İsrail Türkiye ilişkilerinde gizlilik dönemi bitiyor; Batı kampının üyesi bu iki müttefik ülke dostluklarını en güzel bir şekilde devam ettirecekler. Gazze ablukasının kaldırılması şartı, başka bir bahara ertelenmiş, Filistin sorunun çözümü şimdilik rafa kaldırılmış görnüyor.

Evrensel İlkeleri olan ve küresel güç olan ülkeler, ne başkasının kölesi olurlar, ne başka ülkelerin güdümünde hareket eder, ne de kendi afaki kahramanlığı için adalet ve haktan elçeker.

“İzzet  sadece Allah’ın , Resulünün ve müminlerindir” ayeti bize Allah’ın kazandırdığı izzetin dışında başarı gibi görünen herşeyin batıl, geçici ve zillet olduğunu gösteriyor.

İzzeti getirecek Hidayet Güneşinin doğması ümidi ile...

Abdullah Özgür